VİDEOKOLOSKOPİ

Serviks (rahim ağzı), uterusun (rahim) vajinaya (hazne) açıldığı kısımdır. Vajinanın en sonunda yer alır. Serviksin kanserleri erken yaşlarda görülebilmesi ve kadınlarda sık rastlanmasına karşılık erken tanı konabildiğinden önlenebilen kanserlerdendir. Serviks, doğrudan görülebilir bir organdır. Organdaki kansere yönelik değişikliklerin saptanabilmesi için büyütülerek incelenmesi gerekir. Serviksi büyüterek incelemeye yarayan araca kolposkop denir.
Kolposkop 1924 yılında bulunmuş; kadın dış genital organları ve özellikle serviksin kanser ve kanser öncüsü hastalıklarının tanısında kullanılan bir cihazdır. Kolposkop ile yapılan işleme kolposkopi denir. Kolposkopi, rahim ağzı kanseri tanısında bütün dünyada altın standart olarak kullanılan bir yöntemdir.


Kolposkop, temel olarak stereoskopik (derinlik algılayabilen) bir mikroskop olup, 4 ila 60 kez büyütme yaparak dış genital organların epitelinde (örtücü zar) kanser ve daha da önemlisi ileride kansere dönüşebilecek hastalıkların tanısında yardımcı olur. Serviksten yaklaşık 30 cm uzaklığa yerleştirilir. Kolposkopun parlak ışığı, serviksin görülmesini sağlar.

Servikste kanser öncesi hastalıkların bir kısmı 10-15 yıl içinde kansere dönüşür. Serviks kanserlerinin tedavisi zor ve yan etkileri fazla olmasının yanında kolposkop ile erken tanısı mümkündür. Kolposkopi ile serviks kanserlerine oluşumundan yıllar önce tanı konur ve basit tedavi yöntemleri ile kanserleşmeleri önlenebilir. Bu tarz tedaviler poliklinik koşullarında ve genellikle lokal veya hafif genel anestezilerle yapılabildiği gibi doğurganlığın bozulmasına neden olacak ameliyatlar da gerektirmez.

Serviks kanserini araştırmak için ilk yapılan işlem çoğu zaman servikal smear (sürüntü) olacaktır. Servikal smear anormal sonuç çıktığında korku hisseder ve en kötüsünü düşünürsünüz. Fakat, tüm anormal sürüntü sonuçlarının kanser olmadığını, bazen inflamasyon veya enfeksiyondan kaynaklanabileceğini göz önüne almak gerekir. PAP smear temelde tanı koyduran bir test değildir. Şüpheli durumların fark edilerek kesin tanı koyduran testlerin yapılması gerektiğini işaret eden bir tarama testidir.

PAP smear sonucu anormal çıkan kadınlarda rahim ağzının değerlendirilmesi ve gerekli görülen alanlardan biopsi alınarak kesin tanı konulması ise kolposkopi yardımı ile gerçekleştirilir. Servikal sürüntü yalnızca bir tarama testi olup tanı testi olmadığından anormal sonuçlar alındığında nedeni, kolposkopik muayene ile araştırılabilir.
Kolposkopi ve biopsi yapılmasını gerektiren durumlar şunlardır:
PAP smear sonucu rahim ağzını oluşturan hücrelerde şiddetli ya da orta şiddette kansere dönüşme potansiyeli taşıyan değişim (displazi) saptanan kadınlar. (Smear sonucu CIN II-III ya da HSIL saptananlar)
Tekrarlayan PAP smear incelemelerinde kaybolmayan HPV, ASCUS (önemi belirlenmemiş atipik skuamöz hücre atipileri) ya da hafif şiddette displazi saptanan kadınlar (Smear sonucu CIN I yada LSIL saptananlar)
Tekrarlayan smearlarda sürekli nedeni açıklanamayan iltihap saptanan kadınlar
Muayenede serviskin anormal görünüşlü olması
Kolposkopi ile serviks basit ve ağrısız bir şekilde görerek muayene edilir. Kolposkop vajina içine girmeyecek, dokudan yaklaşık 30 cm uzaklıkta olacaktır. Tüm muayene 10-15 dakika sürer. Muayene masasında normal pozisyonda yatarken spekulum denilen muayene aleti vajina içine yerleştirilir. Servikse serum fizyolojik ve %3 asetik asit uygulanır.
Bu incelemede temel olarak değerlendirilen alan, serviksin dış kısmını oluşturan hücre tabakası ile rahimin içine doğru uzanan kanalı oluşturan hücre tabakasının birleştiği bölgedir. Bu alana skuamo-kolumnar bileşke ya da transformasyon alanı adı verilir. Serviks kanserleri bu bölgeden başlar. Transformasyon alanın tam anlamıyla değerlendirilememesi durumunda kolposkopi başarısız olarak kabul edilir.

Daha sonra serviskse pamuklu bir çubukla asetik asit sürülür. Bu işlem bazı hastalarda hafif bir yanmaya neden olabilse de ağrılı bir işlem değildir. Asetik asidin etkisi çok kısa sürelidir. Bu nedenle kolposkopinin uzun sürmesi durumunda tekrar asetik asit uygulanması gerekli olabilir. Anormal hücre barındıran kısımlar asetik asit uygulamasından sonra hücreler su alıp şişer ve ışık geçirmez hale gelip beyaz renk alırlar. Bu alanlara acetowhite alanlar adı verilir. Sınırları belirgin ve keskin olan, daha beyaz olan ve daha kalın görülen alanlarda hastalık daha şiddetlidir.
Kolposkopik inceleme sırasında gözlenen önemli noktalardan birisi de servikin yüzeyindeki damarlanmalardır. Bu damarların yapısı ve dağılımı kanser varlığı konusunda ipuçları verebilir.
Asetik asit uygulaması ile beyaza boyanan süpheli alan saptanamayan durumlarda ya da doktorun gerekli gördüğü şartlarda Lugol solüsyonu adı verilen bir iyot solüsyonu ile de inceleme yapılabilir. Buna Schiller testi adı verilir. Bu kez Lugol solüsyonu ile boyanmayan alanlar anormal olan ve biopsi alınması gereken alanları belirler.

Alan ne kadar beyaz ve damarlanma anormallikleri ne kadar fazla ise displazi de o kadar fazladır. Kolposkopinin amacı biopsi alınacak alanları belirlemek olduğundan asetik asit ile beyaza boyanan ve damarlanması fazla olan alanlardan biopsi alınması gerekir. Asetik asit ve Lugol solüsyonu ile anormal alan saptanmaması durumunda serviskte saat 12, 3, 6 ve 9 hizalarından 4 adet biopsi alınarak işlem tamamlanır.

Biposi herhangi bir dokudan incelenmek için küçük bir parça alınması demektir. Biopsi alınması herkeste hem psikolojik bir stres oluşturur hem de işlem sırasında acı duyulacağı endişesi ile korku yaratır. Ancak serviks biopsisi ağrılı bir işlem değildir. Serviks sinir lifleri açısından oldukça fakir olduğu için ağrı oluşumu söz konusu değildir. Biopsi alınması sırasında rahim kasılması olabileceğinden adet sancısına benzer hafif bir kramp olabilir. Gerekli olduğunda lokal veya genel anestezi uygulanabilir. Serviks biopsisi alınırken özel bir alet yardımı ile toplu iğne başı kadar küçük bir doku örneği alınır. Alınacak biopsinin sayısı kolposkopik bulgulara bağlıdır.
Biopsi sonrası parça alınan alanlardan kanama olması normaldir. Bu kanama genelde bir süre bastırılarak durdurulabilir. Bu işlem sırasında kasıklarınızda çok rahatsız etmeyen bir basınç duyabilirsiniz. Kanamayı kesmek amacıyla biopsi alanlarına bazı solüsyonlar uygulanabilir. Bu solüsyonlar da ağrıya neden olmazlar ancak birkaç gün süreyle çamaşırınızda ya da pedinizde lekelenme görebilirsiniz.

Patoloji laboratuvarında gönderilen parçalardan yapılan kesitler ayrıntılı incelemeye tabi tutularak tanı kesinleştirilir.Alınan parçada kanser öncüsü hastalığa rastlanırsa yine kolposkopi eşliğinde sorunlu dokunun sınırları saptanarak çıkarılır. Kolposkopi sayesinde gereğinden fazla doku çıkarılmadan, yani hastaya zarar vermeden lezyonun kanserleşmesi önlenebilir.
Eğer anormal alanın tümü kolposkop ile görüntülenebiliyorsa en beyaz alandan özel aletlerle birkaç milietre büyüklüğünde biyopsi alınıp ileri inceleme için patoloji laboratuvarına gönderilir.
Aynı anda servikal dokuda dondurucu uygulaması ile tedavi de tanıyı takiben tamamlanmış olur.
Eğer anormal alanın tamamı görüntülenemiyor ve anormal alan serviksten içeri doğru ilerliyorsa konizayon veya LEEP denilen yöntemlerle kanal içinden de biyopsi alınabilir.
Uyarılar
Biopsi yapılan günde ya da takip eden birkaç gün süreyle lekelenme tarzında hafif kanamalar olabilir.
Kanama sırasında vajinal tampon kullanılmaz, bunun yerine ped tercih edilmelidir.
Kanama artarsa ya da kesilmez ise doktorunuza haber vermeniz gereklidir.
Biopsiden 2-3 hafta sonra doktorunuz sizi kontrole çağıracaktır. bu kontrole kadar cinsel ilişkide bulunmayınız.
Biopsi sonrası kanamayı durdurmak için bazı ilaçlar kullanılmış ise birkaç gün süreyle koyu renkli bir akıntınız olabilir.